|
|
 |
 |
Okunma |
|
398
|
Version:1.0
StartHTML:0000000246
EndHTML:0000033604
StartFragment:0000002788
EndFragment:0000033568
SourceURL:file:///TURK/Users/Turk/Desktop/isler/istanbul%20aktuel/%20%20sayi1/biten%20sayfalar/teksen%20camlibel/RAHI%FAM%20KANSERI%FA-.doc
Prof.
Dr. Teksen Çamlıbel - Jinemed
Sağlık Merkezleri Medikal Direktörü /
Kadın
Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
RAHİM
KANSERİ
Rahim kanseri nedir?
Kadınlarda adet olmak ve çocuk
doğurmak için gerekli olan rahim aynı zamanda bazı kanserlerin de sebebi olabilir.
Rahmin, rahim ağzı ve rahmin üst kısmı olan 2 tane temel bölümü vardır. Rahim
ağzı kanserleri genellikle cinsel ilişkiye geçtikten sonra sperm yaptığı bazı
etkilerle olmaktadır. Ne kadar erken cinsel hayata başlanır ve ne kadar doğum
yapılırsa riskte o kadar artış söz konusudur. Rahmin tepe kısmının kanseri ise
genellikle ileri yaşlarda ve menopoz sonrası görülür ve bu kanser rahim ağzı
kanserinin tam tersi olarak hiç çocuk doğurmamış veya az sayıda çocuk doğurmuş
kişilerde ve genellikle şişman, şeker hastalığı olan, yüksek tansiyonu olan
olgularda daha sıklıkla görülmektedir.
Erken teşhis için neler
yapmak gerekir?
Rahim ağzı kanserinin erken
tanısı artık günümüzde pap smear denilen teknikle yapılmaktadır. Pap smear
rahim ağzından ufak bir plastik süpürge yardımı ile birtakım hücrelerin
alınması ve bir cama yayılarak bakılmasıdır. Rahim ağzı kanseri kanserleşmeden
önce hücrelerdeki bir takım hafif değişikliklerle başlar ve yıllar içinde bu
değişiklikler yavaş yavaş artarak kansere kadar gidebilir. Dolayısı ile pap
smear testini muntazam olarak hiç olmazsa yılda bir yaptıran kadınlarda rahim
ağzı kanseri çok erkenden anlaşılarak basit yakma, dondurma veya rahim ağzının
bir kısmını alma tedavileri ile ortadan rahatlıkla kaldırılabilir. Günümüzde
muntazam jinekoloğuna giden ve pap smear testini muntazam yaptıran kadınlarda
artık rahim ağzı kanseri olmak ve bundan hayatını kaybetmek pek de mümkün
değildir.
Pap smear testleri aynı zamanda
rahmin tepe kısmının kanserinde de etkilidir. Ancak tam garantili değildir.
Rahim ağzının diğer kısmının kanseri de çoğu kez adet kanamalarında
şiddetlenme, adet kanaması dışında kanamalar ve özellikle menopoz sonrası
kanamalar yaratarak kendisini belli eder ve bu tarz kişiler doktora gittikleri
zaman muayene, ultrason ve rahim içinden alınarak tanı erkenden konabilir.
Rahim ağzı kanserinin hasta
tarafından ilk hissedildiği şikâyet genellikle kötü kokulu akıntılar ve ilişki
sonrası kanamalardır ki bu durumda bazen teşhis konduğu zaman kanser ilerlemiş
durumdadır ve tedavisi de güçtür. Bunun için hastaların bu tarz şikâyetleri
beklemeden muntazaman pap smear testlerini yaptırmalarını özellikle vurgulamak
istiyorum.
Ölüm risk oranı nedir?
Rahim ağzı kanseri yukarıda
belirtildiği gibi zaten pap smear yardımı ile kanser olmadan önce yakalanabilir
ve kişi bundan tamamen kurtulabilir. Rahim ağzı kanserinin erken devrede
yakalanması durumunda yine yapılan ameliyatlar ve ışın tedavileri ile yaşama
oranı çok yüksektir. İleri durumlarda ise öldürücü olabilir.
Rahimin tepesinin kanserleri de
genellikle kanama yarattığı ve doktor hastayı erken götürdüğü için sıklıkla
erken evrelerde yakalanır ve yine bunlar ameliyatlar ve ışın tedavileri ile çok
başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.
HPV virüsü nedir? Rahim ağzı
ile bağlantısı var mıdır?
HPV virüsü Human Papilloma Virüs
kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur ve insan siğil virüsü diye Türkçe
tercüme edilebilir. Cinsel organlardaki ufak ufak siğiller yaratabilir. Bazen
bu siğiller vulvada, vajinada, makatın içinde ve dışında ve rahim ağzına kadar
ilerleyebilir. Bu virüsün özellikle bazı cinsleri (16. ve 18. cinsleri) rahim
ağzı kanseri, vajina kanseri yaratabilir. Bunun için pap smear testinde bir
kişinin siğili olmasa bile bu tarz virüslere rastlanabilir. Rastlandığı zaman
da mutlaka tedavi edilmeleri gereklidir. HPV virüsü cinsel ilişki ile geçer.
Erkeklerde bazen siğil yaratabileceği gibi erkeklerde hiçbir belirtisi
olmayabilir.
HPV virüsüne karşı aşı mevcut mudur?
HPV
virüsünün özellikle kanser yapan 16 -18 türlerini ve genital siğile neden 6–11
türlerine karşı aşı geliştirildi. ABD’de 8 Haziran 2006 tarihinde FDA onayı
alan bu aşının yakın bir gelecekte Türkiye’de de piyasa çıkmasını bekliyoruz.
HPV aşısı Amerika Aşı Komitesi tarafından 11–12 yaşında kız çocukları için zorunlu
koruyucu aşı kapsamına alındı. Ama
bu aşı şu an her yaş grubundan kadına, geçmişte HPV hastalığını geçirmiş olsa
da yine önlemektedir. Çünkü bir kişinin dört cins virüsü alması mümkün
değildir. Alsa bile aşının tedavi edici özelliği olabilmektedir. Bu aşıyı
yaptırmak isteyenlerin Jinemed’e başvurarak konuyla ilgili bilgi almaları ve
nasıl temin edebilecekleri konusunda yardımlarımızı almalarını öneririm.
Hastalığın tedavisinde çok etkili olan bu aşı sayesinde
gerek hastalığın oluşması ve yayılmasını önleyebilecek. Ayrıca insan
vücudundaki diğer bazı yerlerindeki kanserlerin de HPV virüsüyle bağlantılı
olabileceği ve dolayısıyla bu aşıyla onlardan da kurtulunabileceği yolunda
ciddi kanıtlar mevcuttur. Bunlar örneğin rektum (makat) kanseri, bazı baş ve boyun
kanserleri, yutma borusu kanserleri gibi türlerdir.
HPV virüsünün Türkiye’de
görülme sıklığı nedir?
Ülkemizde HPV virüsü son
zamanlarda sıklıkla görülmektedir. Bu da toplumdaki cinsel ilişki
serbestliğinin artması, özellikle Türkiye’ye yurt dışından gelen genel
kadınların erkeklere bulaştırması ile de oluşmaktadır.
Pap smear testi ne sıklıkla
yapılmalıdır?
Kadınların rahim ağzından hücre
alınması ve incelenmesi diye özetleyebileceğimiz pap smer testi hiçbir
sıkıntısı ve sorunu olmayan kadınlarda yılda bir kez, pap smear testinde
bozukluk olmuş veya kendisinde siğil virüsü tespit edilmiş kişilerde 6 ayda bir
veya doktorun tercihine göre daha sık yapılması gereklidir.
İnce yayma tekniği nedir?
Pap smear testini genellikle
rahim ağzındaki hücrelerin bakılması diye anlatmıştık. Bu hücrelerin arasında
rahmin ağzından dökülen hücrelerin olduğu gibi orada olmaması gereken iltihap
hücreleri, akıntı parçaları ve kan gibi şeyler görülmektedir ki bu bazen
teşhisi güçleştirmektedir. Bunun için son zamanlarda ince yayma tekniği ortaya
çıkmıştır. Bu teknikte alınan hücreler bir sıvıya konmakta ve bu sıvıda
çevrilerek temizlendikten sonra bir takım filtrelerden geçirilip sadece kanser
olması muhtemel hücreler ayıklanmakta ve sadece bunlara bakılmaktadır. Dolayısı
ile ortam daha temiz ve birtakım yabancı maddelerden ayıklandığı için teşhis
çok daha kolay olmakta ve teşhiste aynı zamanda bilgisayarlardan da
yararlanılmaktadır. İnce yayma tekniği ile pap smear testine güven çok ciddi
bir şekilde artmıştır. Aynı zamanda ince yayma tekniği ile kişideki HPV
virüsünün de var olması durumunda bunun kanser yapan tür olup olmadığı ile
ilgili özel bir testte yapılabilmektedir. Bu test standart pap smear testinde
yapılamamaktadır.
Bir kadının rahminin olmaması
ne derece kadının vücudunu etkiler? Vücuda zararı var mıdır?
Kadında rahim alınıp
yumurtalıklar bırakıldığı zaman menopoz yaşı etkilenmemektedir ve kişi menopoza
girmemektedir. Menopoz sadece yumurtalıkların alınması veya çalışmaması
durumunda olan dengesizliğe denilmektedir. Rahmin olmaması durumunda kişi adet
olmaz ama bütün hormonları aynı şekilde faaldir. Rahmin alınmasının dolayısı
ile menopoz yaşına veya cinsel hayata hiçbir etkisi yoktur. Eşin cinsellikten
aldığı hazzı etkilemez ve vücuda bir zararı yoktur.
Kan testi ile genetik kanser
riski testi konusunda bilgi verebilir misiniz?
Bazı kan testleri günümüzde bazı
kanserlerin genetik yani aileden geçip geçmediği konusunda bilgi vermektedir.
Bunun en meşhuru BRCA-1 ve BRCA-2’dir. BRCA-1 meme kanserinin kalıtsal olarak geçip
geçmediği konusunda bize bilgi verir. BRCA-2 ise hem meme kanseri hem de
yumurtalık kanserinin ailesel olup olmadığını bize bildirmektedir.
Kadın kanserlerinde meme
kanseri, rahim kanseri, kısmen kalın bağırsak kanseri, yumurtalık kanserlerinde
ailesel bir eğilim söz konusudur. Bu eğilim en kuvvetli olarak meme kanserinde
mevcuttur. Annesi, kız kardeşi gibi birinci derece akrabalarında meme kanseri
olan kişilerin kendilerine bu testin yapılması ve bunun pozitif bulunması
durumunda kanserin geçen yakınında da bu testin yapılarak aynı genin onda da
mevcut olup olmadığı araştırması çok önemlidir. Bu test yapılıp da kişide
ailesel eğilim olduğu zaman da bundan korunmanın yolları kendisine detaylı bir
şekilde anlatılır.
BRCA-2’nin pozitif olması
durumunda da yumurtalık kanseri ile ilgili aynı yakınlık söz konusudur. Bu
grupta da genellikle doğum kontrol hapı kullanma gibi yumurtalık kanserini
önleyici tedbirlere başvurmak uygun olabilir ve kişinin kendi ailesini
tamamlayıp da menopoza yakın yaşa geldiği zaman da her iki yumurtalığın
alınarak bu kanserden hayat boyu kurtulması dahi düşünülebilir.
Aynı zamanda kanda Ca 125 gibi
yumurtalık kanserini, CEA gibi kalın bağırsak kanserini ve Ca 19–9 ve Ca 15–3
gibi meme kanseri ile ilgili bir takım kan markerları da bakılabilir ve bunlar
da bu tarz kanserlerden korunma yönünde bize yardımcı olabilir.
Bu testin psikolojik etkileri
var mıdır? Neden?
BRCA–1 ve BRCA–2 testinin
yapılması ve pozitif bulunması durumunda bu testi yaptıran kişilerde psikolojik
sıkıntıya, depresyona ve ölüm korkusuna yol açabilir. Bu yüzden testler
yapılmadan kişi ile detaylı konuşup pozitif çıkması durumunda tutulacak yol
detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. Bu testlerin pozitif çıkması kişide hiçbir
zaman o kanser olacak anlamına gelmemekte sadece şansının yüksek olduğunu
söylemektedir. Dolayısı ile bu kişilerin hayatları boyunca alacakları
tedbirlerle de bu kansere karşı önlenmeleri ve bu kanserden kurtulmaları söz
konusudur.
Bu testin doğruluk oranı
nedir?
BRCA–1 ve BRCA-2’nin pozitif çıkması
durumunda kişilerde bu kansere yakalanma şansı hemen hemen yüzde 50’lere
yaklaşmaktadır. Ancak kalan yüzde 50’de bu kanser olmamaktadır. Yine de bu oran
önemli bir oran olduğu için mutlaka bir takım tedbirler alınmasını
gerektirmektedir.
Genetik kanseri için en yakın
aile bağlantısı nedir? Kimden kime daha yoğun geçiş olur?
Bu konulardaki en yaygın ailesel
kanser meme kanseridir. Bütün kadınlar hayatlarında yüzde 10 civarında meme
kanserine yakalanma şansı ile karşı karşıyadırlar. Özellikle birinci derecede
akrabalarda bu kanser olduğu zaman meme kanserine yakalanma şansı 2 kat
artmaktadır. Aynı oran yumurtalık kanserleri için de söz konusudur. Rahim ve
kalın bağırsak kanserlerinde de yine anne tarafından kız çocuklarına geçiş
görülebilir ve bu tarz kanserleri geçiren kişilerin çocuklarını da yakından
takip etmek gerekmektedir.
Rahim kanserinde tanıya dönük
dünyadaki son çalışmalar nelerdir ya da ne gibi çalışmalar yapılıyor?
Günümüzde rahim ağzı kanseri
için artık yaygın pap smear kullanımından dolayı bu kanserin görülme sıklığı
çok azalmıştır ve bundan dolayı ölüm çok nadirleşmiştir. Rahim tepesinin
kanseri de yine daha önce de belirtildiği gibi kanama anormalliği yaptığı için
çoğu kez hastayı korkutup doktora getirten erken bir belirtidir ve bu yüzden de
erken tedavilerle rahim kanserlerinden kurtulma oranı % 90’lar civarındadır.
Meme kanseri ise ailesinde meme
kanseri olanlarda mamografi denilen yönteme 30–35 yaşlarında başlıyoruz ve
ailesinde olmayanlarda 35 yaşından sonra başlıyoruz. Buna 2 yılda bir 50 yaşına
kadar devam ediyoruz. 50 yaşından sonra ise yılda bir yapılmaktadır. Bu tarz
incelemeler ve kişinin kendi memesini ayda bir muayene etmesi ve zaman zaman
jinekologa gittiğinde de doktorun muayenesi ile erkenden tanı konabilir.
Günümüzde artık meme kanserinin geç tanısı giderek azalmakta, erken tanı
artmaktadır.
Erken tanı sayesinde memenin
tabanı alınmamakta ve sadece küçük bir bölgesi alınmakta ve yapılan ilaç ve
ışın tedavisi ile de kişinin sadece hayatının değil memesinin de kurtulması
amaçlanmakta ve ulaşılmaktadır ve başarılmaktadır.
Kalın bağırsak kanseri içinse
Amerikan Kanser Derneği 5 yılda bir kolonoskopi önermektedir ve bu sayede pek
çok tümör erkenden yakalanabilir.
‘Rahim Ağzı
Kanseri’yle İlgili Bilinmesi Gerekenler
- Rahim
ağzı kanseri; rahmin alt bölgesinde gelişen kanser türüdür.
- Jinekolojik
muayenede çok kolay görüntülenebildiği için ve vajinal smear ile yani
sıvının alınarak hücrelerin incelenmesi ile erken tanı konabildiği için en
rahat erken teşhisi olan kanser türleri arasındadır.
- Günümüzde
rahim ağzı kanserinden ölüm, erken tanının yaygın olarak kullanılması
nedeniyle çok azalmıştır. Ancak geri kalmış ülkelerde düzenli jinekoloğa
gitmeyen kadınlarda rahim ağzı kanserinden ölümler görülebilir.
- HPV,
Human Papilloma Virüs’ün kısaltılmasıdır. Özellikle bazı tiplerinin (Tip
16 ve 18) rahim ağzı kanserinin oluşmasına neden olduğu belirtilmektedir.
Günümüzde yine vajinal sıvıdan alınan örneklerde HPV tipi belirlenerek
kanser riski açısından fikir sahibi olunabilir.
- PAP Smear
testi düzenli olarak her yıl yapılmalıdır.
- Vajinal
salgıdan alınan hücrelerin sıvı içinde biriktirilerek tek bir tabaka
halinde yayılıp incelenmesidir.
- Bir
kadının rahminin olmaması menopoz yaşı üzerine etki etmez. Bazı
çalışmalarda rahmin varlığının cinsel ilişki sırasında orgazmı
kolaylaştırdığı iddia edildiyse de bu net olarak kanıtlanmamıştır.
- Bazı
genleri taşıyan kadınlarda bazı kanser türlerinin daha sık görüldüğü
belirlenmiştir. Örneğin BRCA–1 ve BRCA–2 genlerine sahip kadınların meme
kanserine yakalanma riski daha yüksektir. Bu nedenle kanda bu genlere
bakarak meme kanseri riski hakkında bilgi sahibi olunabilir. BRCA-2 genine sahip bir kadında da
yumurtalık kanserine yakalanma riski yüksektir. Bu kadınların aile hikayeleri de varsa menopozdan
sonra yumurtalıkların laparaskopi ile alınması önerilebilir.
- Bu
testler gelişen teknoloji sayesinde hassas olarak yapılmaktadır.
- Özellikle
annesinde meme kanseri olan kadınlarda risk 4–7 kat daha yüksektir. Ancak
yine de ailede kanser eğilimi çok iyi araştırılmalıdır; yol gösterici
olabilir.
- Rahim
ağzı kanserleri içinde genetik çalışmalar mevcut. Yine bazı kan
testleriyle kansere yakalanma riski yüksek olan kadınlar belirlenip
bunların erken tedavileri veya daha yakın takipleri mümkün olabilir.
Ayrıca yine HPV tiplemesi yaygın olarak ve daha hızlı yapılarak yine
yüksek riskli grup ortaya konabilecektir.
|