|
Düzce |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
842
|
Düzce hakkında bilgiDüzce'nin tarihi 14. yüzyıl'dan
daha gerisine dayanmamaktadır. Ancak Düzce’nin 8 km kuzeyinde yeralan
Konuralp kasabasının tarihi MÖ 3. yy' a kadar dayanmaktadır.
Konuralp'in mevcut arkeolojik eserlerden saptandığı kadarıyla zengin
bir tarihi vardır. Konuralp M.Ö. 74 yılına kadar Bilecik, Bolu, Kocaeli
ve Sakarya şehirlerini kaplayan bir alanda hakimiyet süren BITHYNIA
Devleti'nin önemli şehirlerinden birisiydi ve adıda 'Prusias Pros
Hypios (Melen Kenarındaki Prusias)'dı. M.Ö. yılında, kı
 Düzce'nin konumu Düzce'nin tarihi 14. yüzyıl'dan
daha gerisine dayanmamaktadır. Ancak Düzce’nin 8 km kuzeyinde yeralan
Konuralp kasabasının tarihi MÖ 3. yy' a kadar dayanmaktadır.
Konuralp'in mevcut arkeolojik eserlerden saptandığı kadarıyla zengin
bir tarihi vardır. Konuralp M.Ö. 74 yılına kadar Bilecik, Bolu, Kocaeli
ve Sakarya şehirlerini kaplayan bir alanda hakimiyet süren BITHYNIA
Devleti'nin önemli şehirlerinden birisiydi ve adıda 'Prusias Pros
Hypios (Melen Kenarındaki Prusias)'dı. M.Ö. yılında, kısa bir süre
Pontus istilasına uğrayan şehir, aynı yıl Roma hakimiyetine girdi.
Roma
devrinde şehir Latin kültürünün tesiri altında kaldı, adıda ' Prusias
ad Hypium' olarak değişti. Roma devrinde şehirde Hıristiyanlık
hakimiyeti hüküm sürdü. 395'de Roma İmparatorluğu ikiye bölününce şehir
Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı.
Osman
Gazi'nin komutanlarından Konuralp Bey, Düzce ve çevresini Osmanlı
topraklarına katma emrini aldı. Bunun üzerine 1321-1323 yılları
arasında bu yöredeki Bizans tekfurları ile yaptığı savaş sonunda
DÜZBAZAR (Düzce Ovası)’ı ve Bizans Prusias'ını fethetti.
Düzce'nin ilk yöneticileri Konuralp Bey, Sungur Bey, Şemsi ve Gündüz Alp'tir.
14.yy.dan
itibaren bu bölgeye Konuralp ili ve kısaca 'Konrapa' denmiştir. Konrapa
Bolu'nun fethinden sonra, Bolu Sancağına bağlı bir nahiye haline geldi.
16.yy.ın
ikinci yarısında Düzce kalabalık köyler tarafından 'pazar' mahali
olarak seçilmiş ve o yüzdende ova ortasındaki köye 'Düzce Pazarı '
denilmiştir.
Düzce; Osmanlı İmparatorluğu döneminde donanmanın
kereste gereksinimini karşılamada önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca
İstanbul'u, Sivas ve Erzurum'a bağlayan yolun üzerinde olması Düzce'nin
önemini arttırmıştır.
18. ve 19. yy.da Düzce ayanların kontrolü altında yaşamıştır.
Abdüllaziz
ve Abdülmecit döneminde, Kafkasya'dan, Doğu Karadeniz'den, Doğu
Anadolu'dan ve Rumeli'den gelen göçmenler Düzce'nin nüfusunun
artmasında ve şehrin büyümesinde önemli rol oynamışlardır. Hükümet yeni
gelenlere ücretsiz toprak sağlamıştır. Düzce'ye göç eden Türkler;
Çerkez, Abhaz, Laz, Gürcü, Ordulu, Hemşinli, Batumlu, Hopalı, Tatar,
Boşnak, Arnavut ve Bulgaristanlı…gibi geldikleri yerlerin isimleri ile
anılmışlardır.
Düzce'nin arzetmeye başladığı ticari önem
karşısında Rum ve Ermenilerinde şehre yerleşmesiyle birlikte renkli bir
sosyal yapı ortaya çıkmıştır.
2. Abdülhamit döneminde Düzce'ye bağlı 137 köy vardı ve 6618 hane ile 36.088 nüfus yaşıyordu.
1869
yılına kadar Düzce nahiye olarak Göynük'e bağlıydı. 1870 yılında kaza
oldu ve Kastamonu vilayetinin Bolu Sancağı'na bağlandı.
Düzce'de yaşayan Abhazların ileri gelenlerinden Elbuz Bey ailesinden Behice Hanım saraya giderek 2. Abdulhamit'le evlendi.
1915 yılında hükümetin emriyle Düzce'deki Ermeni Mahallesi (İcadiye Mahallesi) boşaltıldı.
30
Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla Fransız askerleri
komşu kazalara kadar çıkartma yaptılar. Bu dönemde Bulgaristan göçmeni
Nuri Bey, Düzce Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurdu.
Milli Mücadele döneminde Düzce'de haraketli askeri ve siyasi gelişmeler yaşandı.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Düzce ilçesi Bolu vilayetine bağlandı. Düzce'nin ilk Kaymakamı Midhad Kemal Bey'dir.
Cumhuriyet
dönemi boyunca, Düzce sanayi ve ticari alanda sürekli bir gelişme ve
büyüme yaşadı. Düzce’nin güçlü ekonomik yapısının yanında sosyal
faaaliyetler alanında sürekli bir hareketlilik yaşanmaktadır. Bu
özellikleri itibariyle Düzce tarih sayfasına 1950’den itibaren “İL”
olarak geçme isteğinde bulunmuştur.
Düzce 1944 Düzce Depremi,
1957 Abant Depremi, 1967 Adapazarı Depremi ve 17 Ağustos Körfez
Depremlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir. 12 Kasım Düzce Depremi ise
şehri yerle bir etmiştir.
Deprem yaralarının daha kolay ve hızlı sarılabilmesi amacıyla Bakanlar Kurulu kararınca Düzce “Türkiye’nin 81. İLİ” olmuştur. Coğrafi yapıKonum Düzce il merkezi 39051 dakika kuzey enlemi ile 31008 dakika Doğu boylamında yer alır.
Türkiye'nin
illeri arasındaki yeri, Bolu ili topraklarının batı ve kuzeyinde
Sakarya ilinin doğusunda ve Zonguldak İlinin güneybatısında yer alır.
Kuzeyinde Karadeniz ile sınırdır. Diğer illerle sınırlarını tabii
sınırlar oluşturur. Bu sınırlar kuzeybatıda Sakarya ile Melen Çayı,
batı ve güneyde dağların üst kısımları oluşturur. Deniz seviyesinden
yüksekliği 160 metre kadardır. Güneydeki bu dağlar, batıdan doğuya
Keremali, Elmacık, Güney Bolu ve Sünnice dağlarıdır.
Yollara
göre doğu-batı yönünde uzanan D-100 karayolu ile TEM otobanı üzerinde
yer alır. Bu yollar il merkezinden geçer. Bu konumu ile Avrupa-Asya
arasında transit yol üzerindedir. D-100 karayolu il merkezinden
ayrılarak Akçakoca ilçesi üzerinden Zonguldak İline bağlanır. Düzce bu
konumu ile yol kavşağı şehridir.
Düzce'nin kuzeyinde Akçakoca,
kuzeydoğusunda Yığılca, kuzeybatısında Çilimli ve Cumayeri, batısında
Gümüşova ile güneydoğusunda Gölyaka ilçeleri yer alır. Yer Şekilleri
Karadeniz Bölgesinin yer şekillerinin özelliklerini yansıtır. Dağlar
Karadeniz kıyısına paralel olarak sıralar halinde uzanır. Bu yüzden
kıyıda doğal limanlar oluşamamıştır. Kıyıda yer yer falezler ve
aralarında genişçe plajlar yer alır. Shef (Kıta sahanlığı) sahası
dardır.
Dağların, I. Jeolojik (paleozoik) zamanda oluşmuş arazi üzerinde II.
Jeolojik (Mezozoik) zamanda biriken tortulların III. Jeolojik
(Tersiyer) dönem başlarında, Alp - Himalaya kıvrımları oluşurken ortaya
çıkmıştır. Zamanın ortalarındaki aşınmadan sonra bütün halinde tekrar
yükselmiştir. Bu yükselme esnasında Kuzey Anadolu Fay Hattı oluşmuştur.
Bu hat Düzce ovasının güneyinden geçmektedir.
Dağların
yükseltisi doğudan batıya ve iç kısımdan Karadeniz kıyısına doğru
azalmaktadır. Kıyı gerisindeki yer şekilleri plato görünümündedir. Kıyı
gerisindeki dağların yükseltisi 2000 m'yi geçmemektedir. Kaplandede
dağı 1160 m'dir.
Dağların kıyıdan iç kısımlara doğru
yükseltisinin artması, kıyı ile iç kısımlar arasında yıl içinde
sıcaklık farklarının fazla olmamasına ve yağış miktarının da buralarda
yeterli olmasına etkisi olur.
İç kısımda yer alan Düzce ovası
dört tarafı dağlarla çevrilidir. Bu dağlar ovanın kuzeyinde ve
güneyinde fazla arızalı sayılmayan sıralar halinde uzanırlar. Ovanın
doğu ve batısında birbirlerine yaklaşırlar. Ovanın kuzeyini Kaplandede
dağları ile uzantısını Orhan dağları oluşturur. Güneyindeki sırayı,
Keremali, Elmacık, Güney Bolu ve Sünnice dağları oluşturur. Ovanın
önemli çıkış kapıları (geçitleri) Karadeniz'e Melen vadisi (Dokuz-
Esmahanım) boğazı ile Sarıbayır (Şifalı Su) geçididir. Bu geçitle
Zonguldak iline ulaşılır. Batıda Nüfren boğazı ile Aksu vadisi geçidi;
güneyde Uğur dere (Derdin) geçididir.
Düzce ovasının kabaca
güneybatı tarafında Efteni Gölü yer alır. Alanı giderek daralmakta olan
bu gölde alan daralmasını önleme çalışmaları sürdürülmektedir. Gölün
alanı 1976 yılı öncesinde 580 hektar iken 1950'li yıllarda başlayan
kurutma çalışmaları sonucu 25 hektara kadar düşmüştür. Göl seviyesinin
yükseltisi 118 metredir.
Diğer gölleri; Kaynaşlı ilçe sınırları
içinde çok küçük göllerdir. Bunlar: Kurugöl, Bıçkıyanı köyünde Topuk
gölü, Sarıçökek köyü sınırlarında Islakgöl, Yaylagöl dür.
En
önemli akarsuyu Melen çayıdır. Melen çayı Yığılca ilçe sınırları
içinden doğar güneyden Efteni gölüne dökülen Uğur suyunu, Sığırlık,
Samandere ve Torkul, doğudan Asar deresini, batıdan da Adapazarı Akyazı
yönünden gelen Aksu deresini alır. Efteni gölünden çıkarak kuzeye
yönelir.
Akçakoca Melenağzı köyünden denize dökülür. Bu akarsu
üzerinde Düzce-Yığılca arasına Hasanlar Barajı kurulmuştur. Bu baraj
sulama amaçlı yapılmış olup sonradan hidroelektrik üretimine
geçilmiştir.
Diğer akarsuları dere şeklindedir ve sık bir ağ
oluştururlar. Hepsi Karadeniz'e sularını boşaltır. Kış ve ilkbahar
aylarında bol su geçirirler.
Bu akarsulardan önemli olanlar; Deredibi, Değirmendere ve Küpler dereleridir.
Akçakoca sınırlarında Gümüşova'da Handere ve Kuzderelerin birleşmesi ile Delice suyu oluşur. Bu dere de Melen çayı ile birleşir.İklimKaradeniz
Bölgesinin sınırları içinde kaldığından genel özellikleri ile Karadeniz
ikliminin etkileri görülür. Ancak Karadeniz ikliminin yanı sıra Akdeniz
ve Karasal iklimleri arası geçiş özelliği gösterir.
İklimi çeşitli etkenlerin sonucunda şekillenir.
Enlemin
etkisinden dolayı sıcaklık güneyde yer alan illere göre düşük olur.
Deniz kıyısında yer alan Akçakoca'ya göre Düzce ve diğer ilçeleri yaz
aylarında daha sıcak, kış aylarında biraz daha soğuk olur. Ancak
dağların yükseltisi kıyıdan içerlere doğru arttığından az da olsa ancak
dağların yükseltisi kıyıdan içerlere doğru artığından az da olsa
denizin yağış arttırıcı ılımanlaştırıcı etkisi iç kısımlarda da
hissedilir.
Hava kütleleri ve basınç merkezlerinin etkileri
görülür. Bazı zaman kuzey kutupta oluşan soğuk hava (arktik); bazende
güneyde tropikal havanın etkisinde kalarak zamansız soğukların ya da
sıcakların oluşmasına neden olmaktadır. Hava basıncından orta Avrupa
basıncından hareket eden hava balkanlar üzerinden gelerek kış aylarında
havayı soğutup, kar yağışına neden olur. Cephe yağışlarını oluşturur.
Orta Avrupa yüksek basıncı oluşamadığı zamanlar Karadeniz'in kuzeyine
İzlanda alçak basıncı gelir. Bu durumda güneyden gelen tropikal hava
basıncı oluşur. O zamanlar kışlar oldukça sıcak geçer. Yaz aylarında
Azor yüksek basıncından Basra alçak basıncına doğru oluşan hava akımıda
kuzey batıdan gelerek havanın serinlemesine, yamaç yağışlarının
oluşmasına etki eder. Kuzey yönlü bu tip hava akımları Karadeniz
üzerinden geldiğinden yağış ve nem getirirler.
Kıyıya paralel
uzanan dağların alçaldığı yerlerde delk"in etkisinden dolayı rüzgar yön
kazanır. Melen Boğazında ve Nüfren Boğazından Düzce'ye doğru kuzey batı
yönlü rüzgarların oluşması gibi. Düzce etrafının dağlarla çevrili
olması rüzgar hızlarının azalmasına ve kış aylarında sis oluşmasına ve
geç dağılmasında etkisi olur. Oluşan sisler daha sık sıcaklık
terselmesidir. Akçakoca kıyılarında deniz buğusu sisleri ilkbaharda
oluşur.
Aylara Göre Hakim Rüzgar Yönleri
Mayıs: Kuzeybatı / Karayel
Nisan-Haziran-Eylül-Kasım: Kuzeydoğu / Poyraz
Ocak-Mart-Ekim-Aralık: Güneydoğu / Lodos
Şubat: Güneydoğu
Bu
etkenler sonucu oluşan iklim özellikleri şu şekilde tanımlanır ve
özellik kazanır. Yazları sıcak, kışları ılık, her mevsim yağışlıdır; en
çok yağış sonbahar ve kış aylarındadır. Yaz aylarında iki ay kadar
kuraklık hissedilir.ToprakDüzce ovasının hemen tümünde I.
sınıf alüvyal toprak bulunmaktadır. Alüvyal topraklar, yüzey sularının
tabanlarında ya da etki alanında akarsular tarafından taşınarak
yığılmış bulunan genç sedimentler üzerinde yer alan düz, düze yakın
eğimli, (A) C profilli, azonal topraklardır. Çeşitli zamanlarda gelen
sedimantasyonun şiddetine göre toprak profili genellikle tabakalıdır.
Üst toprağın alt toprağa geçişi belirsizdir. Üzerinde uzun yıllar geçen
yerlerde hafif kireç yıkanmaları vardır. Ayrıca yer yer bulunan
hidromorfik alüvyal araziler, sürekli su tutan, su sızan ya da fazla su
aldıklarından uzun sure batak kalabilen yerler vardır.
Düzce
kent yerleşiminin üzerinde bulunduğu alüvyal topraklar çevresinde
kolivyal ve kalkersiz kahverengi orman toprakları yer almaktadır.
Kolivyal topraklar, yüzeysel akımla ya da yan derelerin kısa
mesafelerde taşıyarak eğimin azaldığı yerlerde depo ettiği,
meteryallardan oluşan (A) C profilli topraklardır. %2'den fazla eğimli
düzgün topografyalı arazilerde bulunmaktadır. Kalkersiz Kahverengi
Topraklarda (A) C profillidir. İyi oluşmamış gözenekli yapısı olan A
horizonundaki organik madde genellikle asit karakterlidir ve mineral
kısımdan ayrı ya da çok az karışmış durumdadır. Ilıman ve yağışlı
iklimde bulunan yaprağını döken orman altısında oluşmaktadır.
Yöredeki
çukur alanlarda oluşan, eğimi az, derin alüvyal topraklardır. Bu tür
topraklar Düzce ovasında geniş alanlar kaplar. Ova eğimsiz ve %75
oranında tarıma elverişli niteliktedir. Alüvyal topraklar genellikle,
kumlu killi topraklar grubuna girer. Kum oranı %50 dolayında olan,
organik madde ve karbonat bakımından zengin bulunan alanlar, daha
nitelikli olduklarından pancar tohumu, patates tohumu, patates, sebze
ve meyve üretimine; organik madde ve karbonat yönünden daha az zengin
olan kesimler ise, tahıl üretimine elverişlidir.Bitki Örtüsü ve Yaban YaşamKaradeniz
bitki örtüsü zenginliğini kent çevresindeki doğala yakın alanlarda
gözlemek mümkündür. Ancak yerleşimlerin gelişmesi ile hızlı değişimler
oluşmaktadır. Eurosibirian bitki örtüsü yanısıra iklim özelliklerinin
daha uygun olması nedeniyle Submediterranean bitki örtüsüne da
rastlanmaktadır. Sahildeki makiliklerin dağlık alanlardaki orman
örtüsüne geçişini sağlayan Düzce ovasında, kültür bitkileri
yetiştiriciliği ile değişim görülmektedir.
Verimli tarım
topraklarının yer aldığı bir çöküntü ovası olarak ekolojisine uygun her
tür tarım yapılabilir. Endüstri bitkileri ve özellikle tütün için
uygundur. Doğal bitki örtüsü, alan kullanımlardaki çeşitlilik nedeniyle
değişime uğramaktadır. Çevredeki zengin orman örtüsü (Kayın, Köknar,
Meşe, Gürgen, Kestane, Ihlamur vb.) altında zengin alt örtü yer
almaktadır.
Düzce ve çevresinde av hayvanlarının pek çoğu yaşam
ortamı bulmaktadır. Ancak bunlardan bazılarının çeşitli nedenlerle
sayıları azalmış ya da yok olmuşlardır. Düzce'nin büyük bir bölümü av
yasağı sınırları içerisindedir (ANONY-Maus, 1987). Yöre avcılarının
belirlediklerine göre; ağaç sansarı, gelincik, tilki, kurt, çakal,
porsuk, geyik, karaca, ayı, tavşan, su samuru ve çeşitli kuş türleri
bulunmaktadır. Kuş türleri çoğunlukla Efteni Gölü Yaban Hayatı Koruma
Alanında konakçı ya da göçmen olarak yaşamlarını sürdürmektedir.Akarsular ve GöllerBüyük
Melen: Efteni Gölü'nün kuzeybatısından çıkan akarsu, gölün sularını
Karadeniz'e boşaltır. En yüksek akımı 170 m3/sn (nisan), en az akım 8
m3/sn (ağustos)'dir.
Küçük Melen: Baba Dağı eteklerinden doğup,
Yığılca ilçesinin eteklerinden geçerek sularını Hasanlar Barajına
döker. Barajı oluşturan en önemli akarsu olan Küçük Melen'de en yüksek
akım 230 m3/sn (nisan), en düşük akım 2,3 m3/sn (ağustos) dir. Beslenme
alanı 250 km2'dir.
Aksu: Düzce'nin güneyindeki dağlardan çıkar,
belirli bir kaynağı yoktur. Önce, batıya doğru akar, sonra doğuya
kıvrılarak Efteni Gölü'ne dökülür. En yüksek akım 175 m3/sn (haziran),
en düşük akım ise 0, 95 m3/sn (ocak) dir. Beslenme alanı 281 km2'dir.
Asar Suyu: Bolu Dağları'nın kuzey batısından doğar, yan dereler ve küçük kaynaklarla beslenerek
Düzce
İli'nin güneyinden geçer, Küçük Melen'e karışıp Efteni Gölü'ne dökülür.
Doğu-batı doğrultusunda akan Asar Suyu'nun en yüksek akımı ise 130
m3/sn (mart), en düşük akımı ise 0,35 m3/sn (eylül)'dir. Beslenme alanı
180 km2'dir.
Uğur Suyu: Keremali Dağları'nda doğar. Belirli bir
kaynağı yoktur. Yan dereler ve akarsu selciklerini toplayan Uğur Suyu,
doğu-batı doğrultusunda ilerler, Asar Suyu'nun güneyinde ona paralel
olarak akar ve Efteni Gölü'ne dökülür. En yüksek akım haziran, en az
akım ekim ayındadır. Beslenme alanı 285 km2'dir.
Efteni Gölü:
Düzce'nin 14 km güneybatısında Hamamüstü Köyü çevresindedir. Denizden
yüksekliği 118 metredir. Doğudan Küçük Melen ve Uğur Suyu ile, güneyden
Aksu, Beyköy, Kürtler, Hamamüstü, Kalyoncu ve Yeniköy Dereleri ile
beslenir. Alanı sular çekildiği zaman 5 km2'ye düştüğü gibi taşkınlar
zamanında da 25 km2'ye kadar ulaşmaktadır. En derin yeri 8 metredir.
Gölde DSİ tarafından kurutma çalışmaları yapılmaktadır.
Hasanlar Barajı: Düzce Ovası'nı sulamak amacıyla Küçük Melen suyu
üzerinde kurulmuştur. Baraj gölü, Düzce içindeki göllerin en büyüğüdür.
Su seviyesi en büyük olduğu zaman alanı 42,5 km2 ye ulaşır.Yeraltı ZenginlikleriDüzce
dolaylarında linyit rezervleri saptanmıştır. Maden Tetkik Arama
Enstitüsünce yapılan araştırmalarda Düzce'de kaplıca suyu ve maden suyu
vardır.
Ormanlar
Ülkemizin ve hatta dünyanın en güzel
ormanları Bolu Dağları üzerinde bulunmaktadır. Bolu Dağları’ndaki
ormanlar özellikle büyük kentlerde yaşayan insanlar için bir dinlenme
ve eğlenme yeri olmaktadır.
Düzce’nin %47.95’i
Gümüşova’nın %56.13’ü
Gölyaka’nın % 65.99’u
Çilimli’nin %17.59’u
Cumayeri’nin %43.05’i orman ve fundalık alandır.
Bölgede
bulunan ormanların sorunları, köylünün sosyo-ekonomik yapısından
kaynaklanan yerleşim ve tarım için yapılan açmalar ile kaçak orman
ürünleri ticareti, böcek zararlıları ve dikkatsizlik sonucu çıkan
yangınlar oluşmaktadır. Özellikle dağlık kesimlere yerleşen aileler
fındık bahçesi kurmak için bilinçsizce yaptıkları açmalar sonunda
fındık bitkisinin toprağı tutmaması nedeni ile erozyonu artırmaktadır.
12 Temmuz- 25 Temmuz 1995, 16 Haziran 1997, Mayıs 1998 tarihlerinde
Kaynaşlı, Darıyeri Hasanbey ve Düzce’de meydana gele seller bölgede
büyük hasar yaratmış ve maddi kayıplara neden olmuştur.
Bölgemiz
ormanlarında özellikle karaçam, sarıçam, köknar, kayın, meşe ve diğer
yapraklılar şeklinde orman ağaçları bulunmaktadır. Muncurlu
bölgesindeki meşe ormanları bölge için olduğu kadar Türkiye için de tip
itibarı ile korunma zorunluluğu vardır.
Samandere Şelalesi
tabiat anıtı olağanüstü güzellikleri, insanı ürperten seve düşüşü ile
mutlaka koruması gereken bir doğa harikasıdır.
Efteni Gölü yaban
hayatı koruma alanı olarak tescil edilmiş yaklaşık 150 civarında kuş
türünü barındıran önemli bir sulak alandır.
Gölyaka İlçesi’nde
orman içi dinlenme yeri olarak tescil edilen, çevresi düzenlenen
Güzeldere Şelalesi mutlaka görülmesi gereken tabiat harikalarındandır.
Kocayayla, Torkul Yaylası, Odayeri Yaylası, Kardüz Yaylası ve pek çok
yayla ormanlarımız içerisinde de yer almakta ve önemli bir turizm
pazarı oluşturacak potansiyele sahiptir.
|
Yorumlar |
|
|
|
Rastgele Konular |
Son Eklenenler |
|
|
|
|
|
|
 |