|
|
 |
 |
Okunma |
|
1224
|
Karabük hakkında bilgiKarabük adını, üzerinde
yaşadığı coğrafi ortamdan almıştır. "Kara" ve "Bük" sözcükleri, kara
çalılık yer anlamında, Karabük adının oluşumuna kaynaklık yapmıştır. Bu
topluluklarda yaşayan Türkmen toplulukları, Karabük cemaati adını bu
biçimde almışlardır. Türkiye'de 14 yer ve mevki adının bugün Karabük
şeklinde geçmesi, cemaatlerin bu topraklardan diğer yerlere göç ettiği
görüşünü kuvvetlendirmektedir.
 Karabük'ün konumu Karabük
adını, üzerinde yaşadığı coğrafi ortamdan almıştır. "Kara" ve "Bük"
sözcükleri, kara çalılık yer anlamında, Karabük adının oluşumuna
kaynaklık yapmıştır. Bu topluluklarda yaşayan Türkmen toplulukları,
Karabük cemaati adını bu biçimde almışlardır. Türkiye'de 14 yer ve
mevki adının bugün Karabük şeklinde geçmesi, cemaatlerin bu
topraklardan diğer yerlere göç ettiği görüşünü kuvvetlendirmektedir.
TARİH
ÖNCESİ DÖNEMDE KARABÜK VE ÇEVRESİ
Karabük ve çevresinde, yörenin yazısız kültür dönemini aydınlatacak çok
sayıda höyük ve tümülüs olmasına karşın, bilimsel anlamda herhangi bir
arkeolojik kazıya konu olmaması bu konudaki açıklamalarda bir bilgi
boşluğu yaratmaktadır. Ancak, Ovacık ve Eskipazar ilçelerinde yapılan
arkeolojik yüzey araştırmalarına bakılacak olursa, Karabük ve
çevresinin en eski yerleşmesi Eskipazar İlçesindeki 'Yazıboy' köyüdür.
Burada bulunan bir höyüğün, ilk Tunç Devri (M.Ö.2500) olarak yerleşmeye
konu olması, İl sınırları içinde Eskipazar'ın önemini artırmaktadır.
İLKÇAĞ'DA KARABÜK VE ÇEVRESİ
İlkçağda Karabük, Hititlerden başlamak üzere Frig,
Helenistik Krallıklar ve Roma döneminde geniş çaplı olarak yerleşmeye
konu olmuştur. Karabük'ün, Hititler döneminde yerleşmeye konu olan
İlçesi; Eflani'dir. Hitit metinlerinde kentin en eski adının Haluna
(Yün) olarak geçtiği bilinmektedir. Ovacık'ın Kışlaköy'ü, Frigler
döneminde yerleşmeye konu olmuştur. Burada bulunan Hesem Değirmeni'nin
kapısındaki yapı taşının Frigler dönemine ait olduğu sanılmaktadır.
Helenistik Krallıklar döneminde özellikle Eflani, yerleşmeye konu
olmuştur. Helenistik Krallıklardan Bitinler, Roma'nın Batı Karadeniz
Bölgesini (Paflagonya) ele geçirmesini önlemek için Eflani'de üs
oluşturulmuş ve bölgenin savunmasını buradan gerçekleştirmişlerdir
(M.Ö.70). Eflani'nin tarihte bilinen ikinci adı Bitinya Kralı
Nikomedes'in oğlu Phylomenes'ten dolayı, 'Phylomenes Yurdu' olarak
bilinmektedir. İlkçağın son Devleti olan Roma, M.Ö.1, yüzyılda
Anadolu'ya girince önem verdiği yerlerden birisi de Batı Karadeniz
Bölgesi olmuş, bölgenin ormanları ve madenlerini emperyalist bir
politika izleyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı bilmiştir.
Roma'nın bu amaçlarla Karabük İli sınırları içinde kurduğu en önemli
kentler Eskipazar sınırları arasında yer almaktadır. Bunlar,
Hadrianapolis ve Kimistene adı ile anılan yerleşme alanlarıdır. Bunun
yanısıra Karabük'te Bürnük Köyü, Üçbaş Köyü, Bulak Köyü; Ovacık'ta
Pürçükören Köyü, Roma Dönemi kalıntıları ile adeta tarihi tanıklık
yapmaktadırlar.
MALAZGİRT SAVAŞI ÖNCESİ TÜRK YERLEŞMESİ
Türkler, 1071 Malazgirt Savaşı öncesinde de Anadolu'ya
değişik amaçları gözeterek gelmişler ve yerleşmişlerdir. Özellikle,
Kuzey Türklüğü olarak tarihte bilinen bu Türk kitleleri içinde Oğuzlar
olduğu gibi Kıpçak, Peçenek gibi diğer Türk kavimleri yer almaktadır.
Daha sonra çeşitli nedenlerle Bizans'ın emrine giren bu Türk kavimleri,
bu devletin izlediği iskan siyaseti, Anadolu'nun çeşitli kısımlarına
yerleştirilmişlerdir. Yer adlarından (Toponimi) yola çıkarak yapılan
yorumlamalar sonucunda Eskipazar'da Tamışlar Köyü'ne adını veren Tamış,
Bizans'ın emrinde bir Oğuz Beyi olup, saptamalara göre, Malazgirt
Savaşı'nda Selçuklu ordusuna karşı savaşırken, giysilerde kullanılan
renk ve dil benzerliklerinden dolayı kısa zamanda saf değiştirmiş,
Selçukluların tarafına geçmiştir. Malazgirt Savaşı öncesinde yöremizde
görünen ve yerleşen ikinci Türk kavimi Kıpçaklar oldu. Kıpçaklar
kitleler halinde Safranbolu ile Eflani arasındaki topraklara
yerleşmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet, XV. Yüzyılın ikinci yarısında
Amasra'yı fethedince, kentte bulunan Cenevizlileri İstanbul'a
gönderirken, Eflani'de yaşayan Kıpçakları da Amasra kentine sürmüştür.
Bugün Amasra'da özellikle ağaç işlemeciliğinde çok ünlü olan bu
insanlar, Kıpçak Türkleri'nin torunlarıdır. Kıpçak lehçesi ile ilgili
araştırma yapacaklar için Eflani-Bartın arası ve Amasra bu açıdan
önemli araştırma malzemesi sunmaktadır.
|