|
Iğdır |
|
|
 |
 |
Okunma |
|
3369
|
Iğdır hakkında bilgiIğdır Türkiye'nin Doğu Anadolu
Bölgesi’nde yer alır. Kars iline bağlıyken 27 Mayıs 1992’de il oldu.
Kuzey ve doğusunda Ermenistan, güneydoğusunda Nahçivan ve İran, güney
ve batısında Ağrı, kuzeybatısında Kars yer alır. Trafik plaka numarası
76’dır.
Iğdır ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve Türkiye'nin en doğusunda yer alan bir ildir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde yer almaktadır. 27 Mayıs 1992
tarihinde Kars ili'nden ayrılarak Türkiye'nin 76. ili olmuştur. 4 ilçe,
8 belediye ve 157 köyden oluşur. Merkez ilçesi dışında 3 tane daha
ilçesi vardır. TBMM'ye her seçimde 2 delege göndermektedir. Azerbaycan ( Nahcıvan), İran ve Ermenistan sınır komşularıdır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.

Iğdır İl merkezinden görüntü
Ekonomi
Tarım
Eskiden kervan yolları üzerinde önemli bir durak olan Iğdır ilinde,
ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Aras Nehri'nin suladığı ova,
Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki en önemli bitkisel üretim alanlarından
biridir. Iğdır bahçeden bahçeye geçiş yapan evleri ile ünlüdür. Bu
bahçelerde kayısı ve elma ağaçları vardır. Tarım için elverişli olup
şeker pancarı, pamuk, karpuz, domates gibi çeşitli meyve ve sebzeler
yetiştirilmektedir. İlin en büyük tarım işletmesi olan Kazım Karabekir
Tarım İşletmesi Dil Ovası kısmındadır. Bölgede ilk kez Urartular
döneminde tarım başlamıştır. Geçmişte ovada yetiştirilen dut ağacının
sayısının giderek azalması ipek böceği yetiştiriciliğini zamanla
ortadan kaldırmıştır. Ovada önemini kaybeden bir diğer ürün olan çeltik
ise 1970'li yıllara kadar yetiştirilmiş ama sıtma olaylarının
artmasından dolayı terk edilmiştir. Iğdır Ovası'nda çeşitli bitkilerin
yetiştirilmesine yönelik denemelere işgal yılları sırasında Ruslar
tarafından başlanmıştır. Ovada şeker pancarı üretimi, Erzurum Şeker
Fabrikası'nın 1956'da kurulmasından sonra başlamıştır. Ancak ovada
üretilen şeker pancarının şeker oranı düşüktür. Bunun nedenleri;
toprakların yoğun olarak kullanılması sonucu potasyum eksikliğinin
artması, pancar yapraklarının Ağustos ayında kuruyup yeniden yaprak
vermesi, pancar ekiminin seyrek olarak yapılması, söküm dönemindeki
olumsuz hava koşulları, pancar yapraklarının söküm öncesinde
otlatılması ve söküme yakın bilinçsizce su verilmesidir. Ekonomik
değeri yüksek olan bitkilerin ekilmesinin yanı sıra hayvancılığın
geliştirilmesi çalışmaları da işgal yıllarına rastlar. Hayvan
soylarının iyileştirilmesi ve mandıraların kuruluşu yine aynı dönemde
gerçekleşmiştir.1 I. Dünya Savaşı'nın ardından Rus işgalinin
kalkmasıyla pazarla bağlantısı kesilen yörenin ekonomik yaşamı
1950'lere dek süren durgunluğa girdi. 1950 yılından sonra Aras
Irmağının sulamada kullanılmasıyla ürünlerde büyük çeşitlilik sağlandı.
Iğdır Kavunu
Yıllık yağış tutarının azlığına, yağış rejiminin
düzensizliği ve buharlaşma miktarının fazlalığı da eklenirse ovadaki
tarımda sulamanın ne derece önemli bir paya sahip olduğunu görülür.
Sulamanın daha kapsamlı yapılabilmesi için Iğdır Ovası, Batı Iğdır
Ovası ve Doğu Iğdır Ovası olmak üzere iki bölüme ayrıldı ve böylece
sulama projeleri başlatılmış oldu.
t|300px|
Iğdır ilinin sembolü olan Leylek ve Heykeliİlde tarihin
eski devirlerinden beri pamuk tarımı yapılmaktadır. Bunu mümkün kılan
temel faktör, bölge ikliminin çevresine göre bir mikroiklim bölgesi
yaratmasıdır. Pamuk yetiştirilmesi için gereken sıcaklık 20°C'dir.
Ancak bu sıcaklık, Iğdır Ovası'nın yıllık sıcaklık ortalamasından biraz
düşük de olsa yaz aylarındaki yüksek sıcaklık ortalamaları pamuk için
elverişli bir ortam yaratmaktadır. Cumhuriyet döneminde ovada pamuk
ekim alanları giderek genişleyerek; 1935'te 650 hektarı, 1940'ta 700
hektarı, 1950'de ise 4,500 hektarı bulduktan sonra inişli çıkışlı bir
grafik izlemiştir. 1960'ta 1,800 hektar, 1970'te 6,800 hektar, 1980'de
3,410 hektar, 1992'de 3,438 hektar ve 1997'de 970 hektar olarak
gerçekleşmiştir. Ancak özellikle 2000'li yıllardan sonra pamuk
yetiştirilmesi neredeyse sona ermiştir. Çünkü; az olsa da değişen iklim
koşulları ürünün kalitesini düşürmüş ve zaten az olan çiftçi gelirini
iyice azaltmıştır. Bu nedenle çiftçiler pamuk yerine şeker pancarı,
meyve ve sebze yetiştirmeye başlamıştır. Ayrıca son yıllarda şeker
pancarında görülen rekolte kaybından dolayı devlet desteği ile Ziraat
Bankası, çiftçilere şeker pancarı yerine ayçiçeği ekmesi için kredi
vermeye başlamıştır.
Iğdır Şeftalisi
Ovadaki toplam meyve bahçesi arazisinin 1,525
hektarı(%74) kayısı, 332 hektarı(%16.1) elma, 128 hektarı(%6.2)
şeftali, 35 hektarı(%1.7) armut, 10 hektarı(%0.5) diğer meyveler ve 31
hektarı(%1.5) bağ tarımı arazilerinden oluşmaktadır. Yörede elma
üretimi, sulamalı tarım yapma imkanlarının mevcut olduğu Batı Iğdır
Ovası'nda yoğunluk kazanmıştır. Ovada şeftali yetiştirme faaliyetleri
giderek artmaktadır. Nitekim, 1978'de 26,000 kadar olan şeftali ağacı
sayısı, 1997'de 41,850'ye yükselmiştir. Ovada kayısı, şeftali ve elma
dışındaki meyveler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını
karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer
tutmaz. Ovada birçok sebzenin yetiştirilmesine karşılık dağlık yörede
sadece patates tarımı yapılmaktadır. İlde mevcut olan 77,900 hektar
dolayındaki tarım arazisinin yaklaşık 3,000 hektarı sebze üretimine
ayrılmıştır. Ovadaki toplam sebze bahçesi arazisinin 850 hektarı
karpuz, 800 hektarı domates, 285 hektarı kavun ve 225 hektarı da
salatalık arazilerinden oluşmaktadır. Ayrıca ovada üretilen domatesin
ve karpuzun önemli bir kısmı Kars, Ağrı, Bitlis, Muş, Erzurum gibi
illere pazarlanmaktadır. Ovada üretilen sebzelerden kavun, karpuz ve
domates dışındaki sebzeler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını
karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer
tutmaz.
İldeki tahıl tarımında yıllara göre büyük dalgalanmalar
görülür. Bu durumda yağışların düzensiz olması etkilidir. Çünkü tarım
arazisinin %28'sinde ancak kuru tarım yapılmaktadır. Tahıl tarımında 1.
sırada yer tutan buğdayı; arpa, mısır ve çeltik izler. Tahıl
arazilerinin yaklaşık %32'sini kaplayan arpa, verim bakımından
buğdaydan biraz düşüktür. Ayrıca arpa, buğdayın yetişemediği
yüksekliklerde de yetişebildiğinden bölgenin yüksek dağlık kesimlerinde
buğdayın yerine arpa tercih edilmektedir. Bu tercihte dağlık kesimlerde
hayvancılığın daha önemli bir yere sahip olması etkilidir. Arpanın
dışında tahıl ürünleri olup ilin tahıl arazilerinin sadece %9'luk bir
kısmında yetiştirilen mısır ve çeltik, daha çok yöre halkının temel
ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek
önemli bir yer tutmaz.
Bölgede 2000 yılı itibariyle 16,500
dolayında çiftçi ailesi bulunmaktadır. Bölge çiftçilerinin ancak yarıya
yakını toprak sahibidir.
Iğdır Kayısısı (Şalağı):Dünyaca ünlü olan ve sadece Iğdır
yöresi ile Kağızman'da yetişen bu kayısı türünün şekli eliptik olup
simetrik bir yapıya sahiptir. Çekirdekleri uzun şeritli ve tatlı
olduğundan kuruyemiş olarak tüketilebilir. Erkenci bir çeşit olduğundan
Haziran ayının son haftasında olgunlaşmaya başlar. Iğdır'ın en yaygın
kayısı türü olan Şalak çeşidinin birçok faydası olduğu bilinmektedir.
Hayvancılık
Canlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun yetiştirilir.
Bu yüzden koyunculuk birinci, sığırcılık ikinci plandadır. Koyun
sürüleri, yazın yaylalardaki sulak çayırlara çıkarılarak otlatılır.
Şekerpancarı üretimi yaygınlaştıktan sonra sığır besiciliği gelişti.
Hayvanlardan sağılan sütlerin değerlendirildiği mandıralarda tereyağı
ve kaşar peyniri üretilir.
Hayvancılıkta
birinci sırayı koyun alır. Onu sırasıyla keçi, sığır-manda ve kümes
hayvanları izler. Bölgede bulunan çayırlar, küçükbaş ve büyükbaş
hayvanlara yeterli gelmemektedir. Bu yüzden hayvan yemleri,
hayvancılıkta önem teşkil eder.
Bölgede en çok yetiştirilen
hayvan olan koyunun yetiştirilmesini güçleştiren en önemli sorun, yılın
4-6 aylık süresi boyunca arazinin karla örtülü kalması sonucu
hayvanların ağıl veya komlarda beslenmesi zorunluluğudur. İl çevresinde
özellikle "Mor Karaman" cinsi koyun yetiştirilmektedir. Bölgedeki koyun
sayısı yıldan yıla değişiklik gösterse de son yıllarda azalma
eğilimindedir. Bölgede keçi yetiştiriciliği koyunculukla bir arada
yürütülmektedir. Genellikle ortalama bir koyun sürüsünde 5-10 tane keçi
bulunur. Bölgenin toplam keçi varlığı 25,000-50,000 arasında sürekli
değiştirmektedir. Yayla hayatında çadır yapımında kılından yararlanmak
için yaylalarda önemli ölçüde kıl keçisi yetiştirilir. Kıl keçisi
yetiştiriciliğini teşvik eden diğer bir faktör de, bu hayvanların süt
verimlerinin koyunlara oranlara daha çok olmasıdır. Gerçekten bölgede;
bir günde bir koyun ortalama 0.5-1 kg arası süt verirken ,bir keçiden
yaklaşık 1.5 kg kadar süt çıkar. Ayrıca keçi, dağlık kesimlerde en
ulaşılmaz otlara bile ulaşabilmektedir. Bu yüzden yayla halkında
keçinin önemi, ova halkına göre daha fazladır.
Ovada büyükbaş
hayvancılıkta küçükbaş hayvancılık kadar büyük bir öneme sahiptir.
Bölgede büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında
besi hayvancılığı da giderek önem kazanmaktadır. Ayrıca bölgede süt
verimi yüksek olduğu için az da olsa manda beslenir. Çünkü manda ineğe
göre daha uzun süre ve miktarda süt verir ve et verim ortalaması
inekten daha fazladır. İlin toplam manda varlığı 2,000-7,000 arasında
değişmektedir. Ayrıca bölgede yük çekmek için beslenmekte olan az
sayıda at, eşek ve deve vardır. Ancak 1987'den sonra deve önemini
kaybettiği için ilde deve nesli tükenmiştir.
Ovadaki kümes
hayvancılığında baş sırayı tavuk alır. Onu hindi, ördek ve kaz gibi
çeşitli kümes hayvanları takip eder. Çok eskiden beri sürdürülen bu
faaliyet, ilkel metotlarla ve ilkel ırklarla daha çok aile tavukçuluğu
şeklinde sürdürülmektedir. 2006 yılında bölgeyi etkisi altına alan kuş
gribi salgınına kadar aile başına 5-10 adet tavuk düşüyordu. Kümes
hayvanlarının %90'lık bir kısmı tavuklardan oluşuyordu. 2006 yılının
başlarında ilde ele geçirilen kümes hayvanlarının %98'inden fazlası
imha edilerek bölge halkına hayvanların değeri ödenmiştir.
Iğdır
Ovası ve çevresi arıcılık bakımından son derece elverişli şartlara
sahip olmasına rağmen arıcılık faaliyetleri yeterince gelişmemiştir.
2000 verilerine göre en çok kovan 7,249 ile Tuzluca ilçesinde
bulunmaktadır. Onu 642 kovanla merkez ilçe, 193 kovanla Aralık ilçesi
ve 154 kovanla Karakoyunlu izlemektedir. Bölgenin başlıca arı ırkı;
"Kafkas Arı Irkı"dır. Kovan başına 20-25 kg bal üretimi düşmektedir.
Sanayi
İlin bir tane Organize Sanayi Bölgesi vardır. Kentte TMO'ya ait silolar
ve SEK'e bağlı Kars Sek Mama İşletmesinin bir süt toplama merkezi
vardır. Başlıca sanayi kuruluşları, dokuma sanayi kolunda çalışan küçük
ölçekli işyerleridir.
İlde
sanayi tesisleri, genel olarak tarımsal üretimden sağlanan hammadde
kaynaklarına dayanılarak kurulmuştur. Un, bisküvi, çikolata, tuz ve yem
fabrikası ile tuğla fabrikası bulunmaktadır. Genelde bu tesisler, küçük
sanayi iş yerlerinden oluşan ve çalıştırdığı işgücü sayısı 5-10
civarında olan ve hammaddenin bol olduğu aylara göre faaliyetlerini
devam ettiren tesislerdir. Üretim, çoğunlukla mevsimlik işçilerle
sağlanır. İldeki Bisküvi ve Çikolata Fabrikaları'nda çalışan kişi
sayısı 155'tir. İlde 150 kişiden daha az personel istihdam eden küçük
ve orta ölçekli işletmelerin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde;
çalışan sayısı bakımından en yoğun sektörlerin inşaat malzemeleri ve
gıda sanayi olduğu görülmektedir.
Iğdır Küçük Sanayi Sitesi'nde 317 adet iş yeri mevcut olup, faal olan bu iş yerlerinde halen 550 civarı kişi çalışmaktadır.
İlde
anayasanın 1163 sayılı kanununa göre kurulmuş kooperatif sayısı 33 adet
olup, bunun 3 adedi "Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet
Kooperatifi", 7'si yapı, 1'i tüketim ve 22 adedi de motorlu taşıtlar
kooperatifleridir. İlde Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne bağlı
toplam 7 adet meslek odası bulunmaktadır.
Merkez ilçeye bağlı
Çalpala Köyü yakınlarında Kiti Hidroelektrik Santrali bulunmaktadır. Bu
santral, 1961 yılında kurulup 1966 yılında faaliyete geçmiştir. 2 tane
tribünü bulunmaktadır. Yıllık ortalama enerji kapasitesi 6 GWh 'dır.
Madencilik
Iğdır ili yeraltı kaynakları bakımından zengin değildir. Tuzluca
ilçesinde bulunan kaya tuzu yanında Aralık ilçesi ile Suveren Köyü
arasında Ponza Taşı (Suyun yüzeyinde durabilen ve hamamlarda sırt
keselemek için kullanılan delikli ve süngerimsi taş) madenine
rastlanır. Tuzluca ilçesinde bulunan tuz yataklarının rezervi yaklaşık
800 milyon ton olup, %98 oranında NaCl içermektedir. Tuzluca Tuz
Fabrikası, aylık 100-120 ton arasında tuz üretim yapabilecek
kapasitededir.
Ayrıca
Nahçıvan'a olan sınır kapısının Iğdır ekonomisine olan katkısı büyüktür
fakat buradaki sınır kapısında ticaret çeşitliliği, tam sınır kapısının
şehrin gelişimini büyük oranda hızlandırdığı dönemlerde
sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamada yöre halkının Nahçivan'dan devamlı
olarak kaçak mazot getirmesi etkilidir.
Ticaret
Tarım ve hayvancılık, 1992 yılına kadar bölgenin en önemli iktisadî
faaliyet kolları durumunda olmuştur. Ancak, bu tarihten sonra gerek
PKK'nın eylemlerinin yoğunluk kazanması, gerekse Dilucu gümrük
kapısının açılmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık, hızla önemini
kaybederken, ticaret, cazibesi artan bir sektör haline gelmiştir.
Bölgede,
tarım ve hayvancılığı ikinci plana iten en önemli sebepler olarak;
bölge hayvancılığında çok önemli bir yere sahip bulunan ve çayır-mera
arazileri olarak kullanılan Büyük ve Küçük Ağrı Dağları ile diğer
yüksek kesimlerin PKK'nın üssü kurmasından dolayı yasak bölge ilan
edilerek yaylaya çıkışların durdurulması, silahlı çatışmalar nedeniyle
köyden şehre büyük göç olaylarının yaşanması, et ithaline izin
verilerek yerli üreticinin yeterince desteklenmemesi ve Dilucu gümrük
kapısının açılmasıyla birlikte dış ticaretin ağırlık kazanması gibi
nedenler gösterilebilir.
Ticaret hayatını olumsuz yönde
etkileyen en önemli nedenler; bölgenin sınırda yer alması, önemli
tüketim merkezlerine uzak olması, işlek karayolları üzerinde
bulunmaması, şehirleşme olgusunun zayıf olması ve sanayinin gelişmemiş
olması gibi nedenlerdir.
Turizm
Bölgede kendine has özellikleri olan Iğdır, Doğu Anadolu'nun
Çukurova´sı olarak anılmaktadır. Tarihi, kültürü, folkloru, doğa
güzellikleri ve özel iklim özelliği ile dört mevsimi bir günde yaşatan
ve üç ülke ile sınır olan yakın zamanda bölgenin turizm merkezi olan
ilin ayrı bir güzelliği de, ovasındaki meyve bahçeleri, pamuk tarlaları
yamaçlarındaki kır çiçekleri, yaylalar, doğal su kaynakları ve ile
hayat veren Aras Nehri ile Ağrı Dağı kentin turizm potansiyelini ortaya
koyar. Ayrıca Ağrı Dağı, Iğdır'ın her noktasından görülebilmektedir.
Iğdır iline taşınan Nuh'un Gemisi Maketi
Kentte
dini günler olan Nevruz Bayramı ve Muharrem ayı ile 14 Kasım´da ilin
düşman işgalinden kurtuluşunda çeşitli etkinlikler düzenlenir. Ayrıca
Iğdır´da başta Kayısı Festivali, Korhan Yaylası Festivali ve Geleneksel
Ağrı Dağı Festivali olmak üzere bir çok festival düzenlenmektedir.
Coğrafya
İklim ve bitki örtüsü
Iğdır'ın iklimi Doğu Anadolu tipi Akdeniz İklimi'dir. Iğdır ilinin
ovalık kesimleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin öteki kesimlerinde görülen
şiddetli kara ikliminden fazlaca etkilenmez. Bunun en önemli nedeni
çevresinde bulunan Ağrı Dağı gibi yüksek alanlara göre alçakta
olmasıdır. Kuytu konumuyla mikroklima oluşturan Iğdır Ovası'nda yer
alan Iğdır kentinde yıllık ortalama sıcaklık 11,6°C'dir. Oysa yalnızca
170 km uzaklıktaki Kars'ta bu ortalama 4,2°C'dir. Ovada kışlar,
Erzurum-Kars yaylasına göre daha yumuşak, yazlar ise daha uzun ve sıcak
geçer. Kentte kışın -30°C'ye kadar düşen ve yazın da 41°C'yi aşan hava
sıcaklıklarına rastlanır. Kuytuluğu yüzünden ülkemizin en az yağış alan
yörelerimizden biridir. Özellikle yarı kurak iklime sahip olması bitki
örtüsü Doğu Anadolu'nun tipik bitkisel örtüsü olan bozkır olmasına yol
açmıştır. Orman açısından ülkemizin en yoksul bölgelerinden biridir.
Orman
örtüsü bakımından fakir olmasının nedeni, topraklarının Azonal
(Taşınmış) Toprak grubuna girmesidir. Kireç oranı nispeten yüksek olan
bu topraklarda alkalik oranı fazladır. Bu yüzden ovada genellikle
tuzcul bitkiler görülür.
Bölgede, donlu günler sayısı, Kasım ve
Mart aylarında 14 günü aşarken Aralık, Ocak ve Şubat aylarında 24 günün
üzerine çıkmaktadır. Bu yüzden don olaylarına kış mevsiminde sıkça
rastlandığı görülür. Nisan ve Ekim aylarında ise don olaylarına daha
seyrek rastlanır.
Iğdır Rasat İstasyonu'nun 23 yıllık verilerine
göre, bölgede yıllık ortalama basınç, 916 minibardır. Bölgede en fazla
batı kaynaklı rüzgarlar esmektedir. Bunları, kuzeyden esenler takip
etmektedir. Nisan ayından itibaren bölgeyi etkisi altına alan ve yaz
mevsimi boyunca sık esmeleri ile dikkat çeken kuzey, doğu, batı ve
güney yönlü yağışsız sıcak hava dalgaları mutlak yaz kuraklığına neden
olmaktadır.
Iğdır Rasat İstasyonu'nun 16 yıllık ölçüm
sonuçlarına göre, bölgede havanın yıllık ortalama bağıl nem değeri
%63'ü bulmaktadır. Bağıl nem oranı, yıl içinde en yüksek değerini
Aralık ayında (%73), en düşük değerini de Temmuz ayında (%53)
ulaşmaktadır. Yıllık toplam 98.8 açık güne sahip bulunan Iğdır'da, bu
gibi günlerin yıl içinde en çok görüldüğü ay Ağustos (16.3 gün), en az
görüldüğü ay ise Nisan'dır (4 gün). Bölgede açık günler en fazla
Haziran ile Ekim arasındaki aylarda görülür. Buna karşılık yılda 65.8
günü bulan kapalı havalar, 10 günün üzerindeki ortalamasıyla en çok
Aralık, Ocak ve Şubat aylarında görülmektedir.
Iğdır Ovası,
tarih öncesi çağlardan bu yana önemli bir yerleşim merkezi olduğundan,
kültürel faaliyetler doğal vejetasyonu önemli ölçüde değiştirmiş ve
ovanın geniş bir bölümü tarım alanı haline getirmiştir. Ovanın
sulanabilen kısımlarında, genellikle endüstri bitkileri yetiştiriciliği
ile meyvecilik faaliyetleri ön plandadır.
Nüfus yapısı
Kazım Karabekir anılarında, 18 Mayıs 1920'de
Iğdır'a ayak bastığında merkezde 400 civarı ev bulunduğunu belirtir.9
Cumhuriyet Dönemi'nin ilk nüfus sayımı yapılan 1927 yılında 3,716 olan
merkez ilçe nüfusu, 1940'ta 9,465'i bulmuş ancak II. Dünya Savaşı'nın
olumsuz etkileri nedeniyle 1950'de 7,826'ya düşmüştür. 1956 yılından
itibaren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün başlattığı sulama
projeleri sonucu artan tarımsal etkinlikler şehir merkezinde nüfusun
artmasına yol açmıştır. Bu yüzden ilk kez 1960'ta 10,000'i aşan şehir
merkezinin nüfusu, 1970'te 21,420'ye, 1975'te 29,542'ye yükselmiştir.
Ancak 12 Eylül 1980 öncesinde yaşanan olaylardan dolayı 1980'de yeniden
24,352'ye düşen nüfus, bu dönemden sonra hızla artmaya başlamış ve
1985'te 29,460'a, 1990'da 35,858'e, 1997'de 45,941'e ve 2000'de
59,900'e, 2007 senesinde de 75,927'e yükselmiştir.10 Şehrin genel
nüfusu ise 2000 sayımlarına göre 168,634'tür. Türkiye İstatistik
Kurumu'na göre 2007 nüfusu 181,866'dır. İl merkezi son yıllarda Tuzluca
ilçesinden küçük bir göç almıştır. İldeki nüfus artış hızı ise
%42.2'dir. Nüfusun yaklaşık %25'i tarım, %23'ü hayvancılık, % 33'ü
ticaret ve sanayi ve %19'u da diğer sektörlerde çalışmaktadır.
Şehrin en büyük nüfus yapısını Azeriler oluşturur. Günlük konuşmada genellikle Azeri Lehçesi kullanılmaktadır.
Iğdır´da
nüfusun %50,93 ü erkek, %49,17 si kadındır ve nüfusun %41'i 0-14 yaş
grubuna, %54'ü 15-64 yaş grubuna, kalan %5'i de 65 yaş üstü gruba girer.
İlin
kentleşme oranı artış eğilimi göstersede bu oran Türkiye geneli
kentleşme oranından düşüktür. 1990 sayımlarına göre il nüfusunun %61'i
kırsal, %39'u kentsel alanda yaşamaktaydı. Bu oranlar 2000 sayımlarında
kırsal alanlarda %51,72'ye gerilerken kentsel alanlarda yaşayanların
oranı ise %48,28'e çıkmıştır. Bu oran %65 olan Türkiye ortalamasının
altında kalmıştır. Kilometrekareye düşen insan sayısı kent merkezinde
72 iken, il genelinde 47'dir. İlde bulunan 157 köyden 109'unun nüfusu
500'ün altında olup köylerin çoğu oldukça düşük nüfusa sahiptir.
Kültür ve sanat
Iğdır il genelinde merkez ilçe, Aralık, Tuzluca, Karakoyunlu ilçesi ve
Melekli beldesinde toplam 5 adet Halk Kütüphanesi mevcut olup, bu
kütüphanelerde toplam 20.165 adet kitap ve süreli yayın bulunmaktadır.
Ancak; çocuk kütüphanesi, gezici kütüphane, müze, konservatuvar, opera,
bale, orkestra, sanat galerisi, fuar, panayır, tiyatro ve sinema gibi
kültürel birim ve etkinlikler bulunmamaktadır.
Kültürel ve doğal zenginlikler
Meteor (Göktaşı) Çukuru:
İl merkezinden yaklaşık 42 km uzaklıkta Karakoyunlu'ya bağlı Korhan
Yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur 1892'de bir göktaşının
düşmesiyle meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Dünyada büyüklük ve
derinlik açısından Arizona'da
bulunan Barringer Krateri'nden sonra 2. sırada gelir. Genişliği 35
metre, derinliği ise yaklaşık 60 metredir. Çukurun etrafında bir çok
işlenmiş taşa da rastlamak mümkündür. Zengin doğa manzarasıyla ve
dünyanın hiçbir yerinde rastlanılamayacak çiçek florasıyla bir renk
cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme imkanı sağlayan bir
kavşakta bulunmaktadır.
Iğıdr ilinde yer alan Meteor çukuru
Karakale Harabesi:
Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli
olarak Urartular zamanında inşa edilmiştir. Bölgenin en eski yerleşim
kalesi olup Orta Çağ'a ait bir yerleşim özelliği taşımaktadır. Çalpala
Köyü'nün 2 km. batısındadır. Selçuklu (Harmandöven) Kervansarayı :
Iğdır İl Merkezi'ni Asma Köyü'ne bağlayan yolun 25. kilometresinde
bulunan kervansaray 12. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel
eserlerinden biridir. 1986 yılında koruma altına alınmıştır. Ancak hala
harabe halindedir.
Kültepe Mezarlığı:
Melekli Beldesi yakınlarındadır. 1913 yılında yapılan kazılarda
Urartular'a ait bir mezarlık keşfedilmiştir. Ayrıca süs eşyaları,
silahlar ve mühürler de bulunmuştur.
Köroğlu Kalesi:
Tuzluca ilçesinin Gaziler köyünün 10 km güneyinde sert kayalık üzerine
kurulmuş olan bir kaledir. Köroğlu, bu kaleyi gözetleme kulesi olarak
kullanırdı. Aras Nehri'nin geçtiği boğazı korumak amacıyla yapılmıştır.
Ahura Harabeleri:
Aralık ilçe merkezine 18 km uzaklıktaki Ahura, Büyük Ağrı Dağı'nın
kuzey yamaçları üzerindeki Yakup Vadisi'nde bulunmaktadır. 1,750
metrede bulunan harabe, M.Ö. 2. yüzyılda Artaksiyalı Krallığı zamanında
kurulmuş bir yerleşim yeridir. Yerleşme 1930 yılındaki Ağrı Dağı
Ayaklanması'na kadar bu adla anılmış, 1965 yılında Yenidoğan olarak
ismi değiştirilmiştir.
Kümbet:
Iğdır'ın Çakırtaş köyünde bulunmakta olan bu eser Selçuklular
tarafından yapılmıştır. Ancak anılan kümbetin bakımsızlıktan bazı
yerleri önemli ölçüde tahrip olmuştur.
Tuzluca Tuz Mağaraları:
Tuz mağaraları Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. 55 dönümlük bir araziyi
kaplamaktadır. Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak
kapasitededir. Tünellerde bulunan havanın bir çok solunum yolu
hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Günlük 60 ton tuz
üretilmektedir. Ancak tam kapasite çalışırsa 200 ton tuz da üretebilir.
Iğdır Korganı (Kalesi):
Kale Ağrı Dağı'nın savunmaya elverişli sarp kayalarında kervan
ticaretini kontrol altında tutmak için Oğuz Türkleri tarafından 11.
yüzyılda Iğdır il merkezine 36 km uzaklıkta kurulmuştur. Yapılan
restorasyona rağmen yer yer bir kale harabesini anımsatmaktadır.
Koç Başlı Mezarlar:
Hemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç
başlı mezarlar, Iğdır'da kalıcı bir medeniyet izi bırakan
Karakoyunlular döneminden kalmadır. Bu mezar taşları Karakoyunlulara
göre yiğit ve kahraman olan kişiler ile genç yaşta ölen gençlerin
mezarlarına dikilirdi. Bu gelenek Karakoyunlular'a Orta Asya Türk
Kültürü'nden gelmiştir. Çünkü Karakoyunlular konar-göçer bir topluluktu
ve Karakoyunluların iktisadi yapısı sadece hayvancılığa dayanıyordu.
Ayrıca
Iğdır'da Karakoyunlular ile ilgili 2 isim yerleşim birimlerine
verilmiştir. Bunlardan biri Karakoyunlu ilçesi, diğeri ise merkez
ilçeye bağlı Kuzugüden Köyü'dür. Iğdır'da bulunan Koç başlı mezar
taşları Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nca 1991
senesinde koruma altına alınmıştır.
En çok başlı mezar heykeli bulunduran köyler; Aşağıerhacı, Bayraktutan, Çakırtaş, Küllük, Yaycı köyleridir.
"Ermeni Soykırım" Anıt-Müzesi:
Bu anıt 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermeni saldırıları
sembolize etmektedir ve ilgili belgeler bulundurulmaktadır. Her ay
4.000 civarında ziyaretçi müzeyi gezmektedir. 350 m² kapalı Müze 2
havuz ve 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıçtan oluşmaktadır. Etrafı yeşil
alan ve park olarak inşa edilmektedir. Toplam 14.000 m² alanı
kapsamaktadır. Yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye'nin
en yüksek anıtıdır. Yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış ve 5
Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Anıt inşaatında Türkiye'nin
farklı illerinden getirilen mermerler kullanılmıştır. Ancak taşların
eskimesi üzerine restorasyona tabi tutularak 2005 yılında yeniden
ziyaretçilere ücretsiz olarak açılmıştır. Müzede Ermenilerin toplu
öldürmesini ispatlayan ve Ermeni Soykırımı'nı reddeden belgeler ve
eşyalar vardır. Müze girişinin sağ tarafındaki odada katliamlara ait
fotoğraflar, sol tarafındaki odada ise soykırım araştırmaları için bir
kütüphane bulunmaktadır. Müzede 570 adet kitap, 260 adet resim (cinayet
resimleri), 1973-1985 yılları arasında ASALA tarafından öldürülen
diplomatların fotoğrafları korunmaktadır. Müzenin giriş kapısı Selçuklu
geleneklerine göre yapılmıştır. Anıt, üçgen arazinin odak noktasında
yükselmektedir. Suni bir tepenin ortasında konuşlandırılan 5 kılıcın da
eğri uçları yukarıda birleşerek kubbe şeklini almaktadır. Bu haliyle
Selçuklu türbelerini andırmaktadır. Ayrıca nereden bakılırsa bakılsın 3
kılıç görünmesi ise şaşırtıcı bir durumdur.
Leylek Heykeli:
Iğdır şehir merkezinin girişinde bulunan devasa iki leyleğin bulunduğu
heykel; leyleklerin Iğdır'ın sembollerinden biri olduğunu açıkça ortaya
koymaktadır.
Gelenek ve görenekler
Evlenme: Evlenmede bazı devreler vardır. Bu devreler; kız beğenme, elçi gitme, söz kesme ve belge takma, nişan ve düğündür.
Kız Beğenme: Evlenme çağına gelen gençler ailenin iznini aldıktan sonra düğün vb. gibi yerlerde kız beğenirler.
Elçi Gitme:
Erkek tarafı kız ailesince de beğenilirse kız tarafına hatırı sayılır
kişilerle elçi gönderilir. Kız evine giden elçiler Allah'ın emrini
alarak kızın rızası alınıp kız babasından istenir. Söz Kesme ve Belge Takma: Kız tarafından söz alınınca erkek
tarafı birkaç gün sonra söz kesmek için kız evine gider. Erkek tarafı
bu gidişinde şeker, kolonya götürerek oradakilere ikram eder. Kız
tarafına verilecek başlık ve altın gibi diğer şeyler kesin karara
bağlanır. Daha sonra hayır dualarla kızın parmağına belge yüzüğü
takılır. Nişan: Kararlaştırılan günde nişan töreni yapılır.
Nişan törenini bazı aileler çalgısız yemekli yaparlar. Bazı aileler ise
çalgılı yaparlar. Düğünün bir safhasında kıza yüzük takılır. Erkek
ailesi tarafından altın ve bilezikleri takılırken kız ve oğlanın yakın
akrabaları ve komşuları da hediyelerini verirler. Düğün: Nişandan sonra düğün günü her iki aile
tarafından kararlaştırılır. Düğünden bir-iki gün önce düğün
hazırlıklarına başlanır. Her iki aile alışveriş için pazara çıkar ve
alınan eşyalar genellikle gelin ve gelin akrabalarına alınır. Bunun
yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır. Düğün
töreninin yapıldığı günün ertesi gelinin duvağına gidilir. Burada da
kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler. Koç Katımı: Bu yörenin en eski geleneklerinden
biridir. Bu adet koyun sürüleri olanlar arasında yapılır. Ekim ayının
son haftasında yapılan bu törende koçlar renk renk boyanır, çeşitli
meyve (elma vs.) ve şekerlemelerle süslenir. Koç katımı günü bayram
havasında yaşanır. Koçlar sürünün içerisine bırakılır. Kirvelik: Kirvelik, Oğuz Türkleri'nden kalmış bir
gelenektir. Ayrıca, Müslümanlar için de çocukları sünnet ettirmek İslam
dininin gereklerindendir. Kirveleri çocuk sahipleri seçerler. Eskiden
olduğu gibi bugün de kirveliğe çok büyük önem verilir. Şöyle ki kirve,
kirve kızını alamaz. Bazı aileler sünnet yaparken aynen düğünde olduğu
gibi çalgılı ve eğlenceli yaparlar. Bazı aileler ise yemekli yaparlar.
Çocuklara sünnet olduktan sonra davetliler ve yakınları tarafından para
ve çeşitli hediyeler verilir. Ayrıca, iki gün sonra da külden çıkarma
yapılır. Bayram Görmeleri: Bayram günleri akrabalar dostlar
birbirlerini ziyaret ederler. Yörede Nevruz Bayramı'na da ayrıca büyük
önem verilir. Bu bayramda da dost, akraba ve hasta ziyaretine gidilir,
hal ve hatır sorulur.
Muharrem ayı etkinlikleri
İl halkının Azeri kökenli olduğu için Azerbaycanlılar gibi Şiiliğin
Caferi koluna mensuptur. Bu yüzden Kerbela Olayı özellikle Şiilerde
büyük yasa yol açmıştır. Iğdır ve çevresinde Muharrem ayının ilk
gününden başlayan 60 günlük yas tutma döneminde; eğlenmek, kız alıp
vermek, düğün yapmak ve buna benzer hayır işlerinin yapılmamasına özen
gösterilir. Muharrem ayının 10. gününe aşure, 9. gününe de taşura
denir. Yas, ilk 10 günde belirgin bir biçimde tutulur. Muharrem'in
birinci günü, Kerbela Yası'nın birinci günüdür. Camilerde ve evlerde
mersiyeler okunur. Mersiyeye gelmek sevap sayılır.
9.
gün olarak adlandırılan Taşura 'da; yemek ve ihsan verilir, traş
olunmaz, banyo yapılmaz, kana kana su içilmez, çamaşır yıkanmaz. Her
caminin bir destesi oluşturulur. Bu desteler, köy köy dolaşarak zinciri
vücuduna vurarak Şahsey tepinir. 10. gün olan Aşure'de şii imamlarından
biri olan Ali oğlu Hüseyin'in öldürülmesi dolayısıyla en büyük yas
tutulur. Bu günde genellikle herkes siyah giyinir. Desteler, oldukça
coşkulu bir şekilde zincir vurur. 10. günün öğle vaktine kadar bu
törenler yapılır. Aşure gününde Iğdır'da her yer kapalıdır. Hatta
Caferi Mezhebi´ne bağlı olmayanlar bile bu geleneğe uyup iş yerlerini
açmazlar, törenlere katılırlar. Muharrem ayı boyunca camiler dolup
taşar. Camilerde Kur'an-ı Kerim'den ayetler okunur ve hocalar halka
Kerbela Olayı'nı anlatır.
Nevruz Bayramı kutlamaları
Nevruz, Iğdır halkında tabiatın uyanış duygusunu canlandırır ve büyük
coşku yaratır. Iğdır'da 21 Mart'ta kutlanan Nevruz Bayramı'nda yapılan
etkinlikler: Evler ve bahçeler yeniden temizlenir, boya-badana yapılır. Halı ve kilimler yıkanır.
Aile fertleri imkânlar ölçüsünde bayramlıklar alır ve giyinir.
21 Mart'tan 3 hafta önce buğday ekilir ve Nevruz günü yeşil halde toplanarak aşurede kullanılır.
Yeddi-Levin denilen ve en az 7 çeşitten oluşan çerez ve meyve hazırlanır.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.
Küs olanlar barıştırılır.
Hasta ziyaretlerine gidilir.
Baca baca yapılır (Ateş yakılıp üstünden atlanır).
Kapılara gizlice kulak asılır.
Yumurtalar kırmızıya boyanır ve tokuşturulur.
Kapılara şal asılır.
Çeşitli eğlenceler düzenlenir.
Kabir ziyaretleri yapılır.
Nişanlı kıza Nevruz hediyesi götürülür.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.
Tatlı yapılıp, dağıtılır.
Korkak olarak bilinen insanların üzerine su dökülür.
Halk Oyunları
Kafkas Oyunları'ndan özellikle Azeri Oyunları, bütün canlılığı ile
Iğdır, Kars ve Ardahan başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde
oynanmaktadır. Iğdır halkı ile Azerilerin halk kültürü bakımından
yüksek derecede benzer olması bu iki halkın halk oyunlarının da yüksek
derecede benzer olmasını sağlamıştır. Bu oyunlarda; kahramanlık,
asalet, yardım severlik, vatan sevgisi, aşk, tabiat sevgisi gibi
konular işlenmiştir. Bu oyunların tamamı veya en az biri ikisi her
Iğdır'lı tarafından oynanabilinmektedir. Bu sayede kuşaktan kuşağa
aktarılabilmektedir. Bu oyunlar genellikle; düğünlerde, sünnetlerde
veya sevinçli günlerde oynanır.
Iğdır Yöresi Halk Oyunları'nda Çalınan Müzik Aletleri:
Garmon, Davul, Goşa Nağara, Tar, Kemençe,
Balaban, Tulum, Tütek, Klarnet, Zurna
El sanatları
Iğdır ve yöresinde el sanatlarında büyük bir canlılık göze
çarpmaktadır. Köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan
birbirinden güzel halı, kilim, halça (bir tür kilim) örülmektedir.
Bunların üzerinde genellikle Karabağ ve Kafkas motifleri görülmektedir.
Bölgede bilhassa kış aylarının vazgeçilmez giyeceklerinden olan yün
çoraplar da önemli bir yere sahiptir. Bunların üzerinde birbirinden
farklı hayvan ve bitki motifleri görülmektedir.
Yöresel Yemekleri
Yöreye ait pek çok lezzetli yemekler bulunur. Bazıları:
Taş Köfte, Yoğurt Çorbası(Şorbası), Bozbaş, Tavuk Çorbası, Kavurma, Gaygana
Ayranaşı, Sabahaşı, Helise, Tandır Şiş, Ekşili, Yağ Çorbası(Şorbası), Cılvır
Omacaşı, Sütlü Pilav, Tapan, Fetir, Omaç Helvası, Kaysafa, Lepeli Etli Pilav, Erişte
Kuymak, Hasıda, Kete, Kelecoş, Patlıcan Reçeli, Nabat ve Kavut.
Siyasi Hayat
2002 Genel Seçimleri Milletvekilleri:
1. Dursun Akdemir- ANAP
2. Yücel Artantaş- CHP
2007 Genel Seçimleri Milletvekilleri:
1. Ali Güner- AKP
2. Pervin Buldan- DTP
Iğdır Valileri
Erdoğan İzgi ( 1992-1993)
Şemsettin Uzun ( 1993-1999)
Ömer Türk ( 1999-2000)
Dr.Mustafa Tamer ( 2000- 2002)
Musa Küçükkurt ( 2003-2004)
Halil Ulusoy (2004- 2006)
Saim Saffet Karahisarlı (2006- )
|
Yorumlar |
KARA KURT
SOHBET EDELİMMİ
*** sohbet et ***

adsız
zengniz ama farkıda deglız

adsız
zengniz ama farkıda deglız

|
|
|
Rastgele Konular |
Son Eklenenler |
|
|
|
|
|
|
 |